…
Zaman geçirtmekte “imiş.”
Zaman geçirmekte idi
Zamanı sindirmenin küçük molalarında
Gençti elbet,
ezelîydi, ebedîydi..
Özündeyse anıtsal bir tepkiydi “Geç-lik”e
Silkindi,
bir kapıya yöneldi.
…
Zaman geçirtmekte “imiş.”
Zaman geçirmekte idi
Zamanı sindirmenin küçük molalarında
Gençti elbet,
ezelîydi, ebedîydi..
Özündeyse anıtsal bir tepkiydi “Geç-lik”e
Silkindi,
bir kapıya yöneldi.
Aralık ayının ilk filminde yine yurdumuzdaydık. Kanayan büyük bir yarasına, “Daha”dakine bir yönüyle benzese de başka bir derdine dokunduk.
Ne renkti bu film? Bana bozkır koktu, “sepya” demiştim. Bir başkasının cümlesinde “gri” geçti. Birimiz daha karamsardı da diğerimiz daha mı romantikti, farklı noktalarına mı odaklanmıştık, yahut sadece cümlenin gelişine göre anlık bir renk mi çıkıvermişti ağzımızdan? Neşat Ertaş’ı ‘Kır’şehir mi dedirtse de 66 plakası zihnimize Yozgat’ı kodladı. Hani daha önce ‘blues’lu başka bir filmle de anılan şehir, şehrimiz.
Sivas [2014] {93′} ; Y. Kaan Müjdeci ; TR
Ve sinema…
Kim bu düşegelenler?
“Daha” demişken… Bu haftaki filmimiz Onur Saylak’ın yönettiği Daha’ydı.
…Biraz da geriye giderek bakmak gerekirse; ne badirelerin içinden sağ çıkmış olanların çocukları olduğumuzdan, kendi esaretinin gardiyanlığından, muğlak bıraktığı kendi korkaklığından ve dahası da yerinde oturduğu babasının bir zamanlar dünyanın nasıl da en önemli insanı olduğundan bahsediyor Gaza. Yaşadıkları ve anlattıkları kötülüğün, örgütlü kötülüğün nedenini sunmakta mıdır? Yahut …
sen konuş çocuk
ben dinlerim
en heyecanlı sesin olsun.
zihninde kıvılcım, gözlerinde ışıltılar olsun.
yoldaşın olsun, daim olsun
ve sen başla cümlelerine.
merhaba !
merhaba kadim okurlar
ve yeni blog sakinleri, merhaba
yeni adresimden sesleniyorum, merhaba !
arama motorlarından gelenler, bir paylaşımla haberdar olanlar ve diğer yolu düşenler,
hoş geldiniz,
hepinize yine ve yeniden merhaba !
Dinlerken çocukluğumu -Grace Slick gibi olmak istediğim, dilimin döndüğü kadar şarkılarını söylediğim günleri- hatırladım. O dönem bulutlara yuva yapmış kırmızı kanatlı güzeller güzeli bir kuştum. Yorulunca bulutlara uzanır güneşi izler, güneşli şarkılar söylerdim. Yıllar geçti, büyüdüm(!). Büyüdükçe de kafesteki muhabbet kuşundan bir…
Ayrımcılıktan değil ama insanlar ikiye ayırılır: Sevilmeyi bilenler ve sevilmeyi bilmeyenler. Daha sonra yapılacak her ayrım da bunun illa ki bir alt kolu olacaktır. Mesela öyle sevilmeyi hak eden ya da etmeyen insan diye bir ayrım yoktur. İnsan sevilmeyi biliyorsa, sevilmeyi hak…
pencerenin yer seviyesinin altına düşmekte olduğu bir amfide gömleğin kol boyunun tartışıldığı bir mevsimde dinlemiştim bunu da… efendim, günün birinde hocanın biri eşşeğe yaptığı harcamanın çok fazla olduğuna kanaat getirmiş. ne yapmalı ne etmeli derken bir de fark ediyor ki, eşşeğin yeminden…
( . . . ) Bahar gelince okulun arka taraflarını çayır çimen dolaşırız; mutlu oluruz… Hayal kuraruz; mutlu oluruz…proje, tasarım vs. yaparız; mutlu oluruz. Çikolata yeriz; mutlu oluruz… Sonra da dünyaydı, çevreydi, insanlıktı kara kara düşünürüz… Mutsuz oluruz… (Şimdi aklıma geldi madem…
fıkradan ziyade oldu bitti hoş bir hikâye olarak hatırlarım nasrettin hoca, oğlu ve eşeği üçlemesini. nasrettin hoca bir gün oğluyla şehre inecek olur da hazırlar eşeğini, vurur semerini üzerine de kurulur. oğlu da yanı sıra kendisini takip eder. daha köyden çıkmamışken iki…